fbpx
Orta Set (15 Kitap)

Orta Set (15 Kitap)

 435,00  315,00

Ramazan ayı vesilesiyle R. İhsan Eliaçık kitaplığının üzeri satış fiyatından indirimli alın!

1 x İbn-i Haldun

İbn Haldun denilince İslam düşünce tarihine tam sekiz yüzyıl sonra “dönüp şöyle bir bakmanın” ifadesi anlaşılmalıdır. Çünkü o ünlü “Mukaddime”siyle İslam kültür ve medeniyetinin siyasi/sos-yal/kültürel bir analizini yapmış, “Buraya kadar olanların anlamı nedir?” sorusunu sormuş, sonraki nesillere “Buradan çıkarılacak dersler şunlardır” diyerek yepyeni bir çığır açmıştır. Bu açıdan, İslam düşüncesindeki yenilikçi damar¬ların en güçlü temsilcilerinden olan İbn Haldun, kararmaya yüz tutan İslam semasının âdeta son yıldızlarından birisidir.

Stokta

1 x Şeyh Bedreddin

Şeyh Bedreddin Serez çarşısında çıplak olarak asıldığında elli altı yaşındaydı.  Hanedan soyundan gelen Bedreddin, çok iyi eğitim almış, Osmanlı’da kazaskerlik görevinde bulunmuş, Mısır’da şehzadelere ders vermiş döneminin saygın bir düşünürü ve âlimiydi. Osmanlı’nın zulmünden, kadıların rüşvetçiliğinden, din istismarından, aşırı vergilerden bıkıp usanmış, yaka silkmiş olan her inançtan insan, küçük birimler halinde birlikte yaşamayı, beraber üretmeyi ve paylaşmayı savunan Bedreddin’in etrafında toplanmış ve isyana katılmıştır. Şeyh Bedreddin adeta önderini bekleyen bir isyanı başlatmıştır. Bu isyanda Müslümanlar ve gayrimüslimler, Aleviler, Sünniler, Kalenderiler, farklı din ve mezheplerden on bin kişi bir araya gelerek Osmanlı ordusuyla savaşmış, sekiz bin kişi başı kesilerek öldürülmüştür. Şeyh Bedreddin’in dönemin egemeni olan padişahı bu kadar korkutan, kitapları yakılarak, mezarının yeri beş yüzyıl gizlenerek bu topraklardan silinmek istenen fikri yoksulların toprak sahibi olması, ortaklaşmacı üretim tarzıydı. Şeyh Bedreddin’in merkezinde olduğu bu isyanın tarihi aynı zamanda yaşadığımız topraklardaki ezilenlerin, yoksulların tarihidir.

Stokta

1 x Ali Şeriati

Ali Şeriatî'nin, çağdaş İslam düşüncesinin en çarpıcı, yenilikçi simalarından birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Onun insanları çağırdığı "öz" İslamın yenilikçi özüdür. Ali Şeriatî "öze dönüş" derken "gelenekçi" değil "yenilikçi" bir İslam anlamaktadır. Şeriatî'nin zihnindeki "öze dönüş" kavramı, Kur'an'ın mesajına ve peygamberin sade hayatına dönüş demektir. Sınıfların, parçalanmaların, hiyerarşilerin ortadan kaldırılıp eşitlikçi bir toplum kurulmasını amaçlar, bunu "öze dönüş" olarak görür. Muhammed İkbal ve Cemaleddin Afgani'nin fikirlerinden etkilenmiş olan Şeriatî, Afgani ve Abduh tarafından başlatılan İslami özgürlük ve uyanış hareketinin devam ettirilmesi gerektiğinin farkındadır. Bunu bir süreç olarak görmüş ve İran coğrafyasında kendi üzerine düşeni ifa ederek sorumluluğunu yerine getirmek istemiştir. Diğer yenilikçilerin çoğu gibi bir yandan Batı'yla boğuşup diğer yandan gelenekle hesaplaşarak iki cephede mücadelesini sürdürmüş olan Şeriatî'nin zihin dünyasında yaptığımız bu kısa yolculuk gösteriyor ki birçok alanda yenilik arayışlarına giren, adeta çırpınan, sorumlu bir Müslüman aydınla karşı karşıyayız.

Stokta

1 x Muhammed İkbal

Muhammed İkbal, Mehmet Akif Ersoy ve Aliya İzzetbegoviç'in ortak özelliği yokoluş sürecinde "varoluş mücadelesi" veren aynı ümmete mensup üç milletin sembol simaları olmalarıdır. Muhammed İkbal Pakistanı'ın, Mehmet Akif Türkiye'nin, Begoviç de Bosna'nın unutulmaz simalarıdır. Mazlum Müslüman milletlerin haykıran sesleri, varoluş sancısı çeken entelektüel zihinleri olan bu simalar yeni kuşaklar tarafından tanınmak ve bilinmek durumundadır. Bu simaların her biri "Ey şark milletleri şimdi ne yapmak lazım?" sorusuna verilecek teorik ve pratik cevabın ne olabileceğini göstermişlerdir. Büyük İslam ümmeti'nin Türkiye'den Pakistan'a, Bosna'dan, Çeçenistan'a, Filistin'den Irak'a varoluş mücadelesi ile dolu son yüzeli yılının bütün karakteristik özelliklerini bu simalarda bulmak mümkündür. Elinizdeki kitapta "Bir milletin haykıran şairi, aidiyet ve haysiyet sahibi aydını nasıl olunur?" sorusunun cevabını bulacaksınız. Muhammed İkbal üzerine yeniden düşünmek size çok şey kazandıracak.

Stokta

1 x Mehmet Akif Ersoy

Muhammed İkbal, Mehmet Akif Ersoy ve Aliy İzzetbegoviç'in ortak özelliği yokoluş sürecinde "varoluş mücadelesi" veren aynı ümmete mensup üç milletin sembol simaları olmalarıdır. Muhammed Müslüman milletlerin haykıran sesleri, varoluş sancısı çeken entelektüel zihinleri olan bu simalar yeni kuşaklar tarafından tanınmak ve bilinmek durumundadır. Bu simaların her biri "Ey şark milletleri şimdi ne yapmak lazım?" sorusuna verilecek teorik ve pratik cevabın ne olabileceğini göstermişlerdir. Büyük İslam ümmeti'nin Türkiye'den Pakistan'a, Bosna'dan Çeçenistan'a, Filistin'den Irak'a varoluş mücadelesi ile dolu son yüzeli yılının bütün karakteristik özelliklerini bu simalarda bulmak mümkündür. Elinizdeki kitapta "Bir milletin haykıran şairi, aidiyet ve haysiyet sahibi aydını nasıl olunur?" sorusunun cevabını bulacaksınız.

Stokta

1 x Çağdaş Dünyada İslam

Kapitalizmden sosyalizme demokrasiden özgürlüğe başkanlıktan özyönetime mitolojiden dine tarihten hukuka eşcinsellikten savaşa cumhuriyetten Atatürk'e Alevilerden Kürtlere konuşma metinleri...

Stokta

1 x Gerçek Hayat Dini

İslam nedir ? Hayatımızla nasıl bir etkileşim içerisindedir ? Geçmişten geleneksel anlayıştan tevarüseden din algılaması ne kadar gerçek hayatdini olan İslamla bağdaşmaktadır

Stokta

1 x İslam'da Sosyal Değişim ve Devrimler

İslam olur mu? İslam’da devrim teorisi var mı? İlahiyatçı - yazar R. İhsan Eliaçık, dünyanın bir dizi devrim deneyimini inceleyerek, sorulara yanıt aramaya çalışıyor bu eserinde. Türkiye tarihinde görülmemiş bir toplumsal hareketliliğin cereyan ettiği günümüzde, olaylara devrimci islamın bakışını anlamak için bu eser temel önemde. Yazarın kitabıyla ilgili şu sözleri kitabın ana çerçevesini oluşturuyor. “Bu çalışma bir yerde şu sorulara cevap bulabilmek için yazıldı. 1. İslam nasıl bir dindir? 2. İslam toplumsal değişmenin dinamiği olabilir mi? 3. Olabilirse nasıl, ne şekilde? Bu 3 soruya kitabı 3 ana kısma ayırarak cevap verdik. “İslam” , “devrim/değişim” “İslam devrimi”. İlk soruyu “İslam” başlığı altında ele aldık. İslam’ın nasıllığına ilişkin şu öncüllerden hareket ederek açıklamalar yaptık; -İslam bütün zamanların ve çağların dini\ideolojisidir. - Hayatın tamamını kuşatan özgün bir manifestodur. - Alternatif değil, bizatihi tezdir.

Stokta

1 x Devrimci İslam

"Devrim hedefi İslami Hareketin vazgeçilmez amaçlarındandır. Çünkü İslam ilk doğuş yıllarında olduğu gibi 'ahlakilik' temelinde siyasi bir hamle olmak zorundadır. Siyaset ve devrim perspektifinden kopuş Müslümanları tarihin gerisinde bırakacaktır." -İhsan Eliaçık- Devrimci İslam olur mu, devrimci olmayan İslamdan ne anlaşılmalı? İslam kitabı, günümüzde İslamın devrimci yorumunu mimarı olan R. İhsan Eliaçık'ın siyasete bakış açısını ortaya koyuyor. Kitapta, Cumhuriyet'in temel nitelikleri ve devrimler, Anayasa nasıl olmalı? Kürt/Kürdistan sorunu, Şeriat nedir? Türkiye'de laiklik var mı? Kur'an devlete ne söyler? Dindarlığın ölçüsü, Ahbar ve Ruhban kimdir? Eşirsiliği Allah mı dilemiştir? İhlas suresi ne anlatır? Aadlet Devleti, İslam'da Cihad'ın anlamı, Mamon (para) mülkiyet ve Kapitalizm, Müslümanlar ve sosyalist dünya, Türkiye geleceği... gibi konular ele alınıyor, sorulara cevap veriliyor. Günümüzün siyaset başlıkları; Cumhuriyetin kuruluşu, yapılan devrimler, devrim denen dönem uygulamaları, din-devlet ilişkisi, devrimci halk cumhuriyeti nasıl olmalı, bir ortadoğu federasyonu mümkün mü, Misak-ı Milli sınırlarından ne anlamalıyız? Anayasa, Kürt açılımı tartışmaları, toplumumuzda birlik ve parçalanma dinamikleri nedir? vb. tüm bu konular kitapta ele alınıyor ve devrimci İslam yorumuyla ortaya konuyor. İhsan Eliaçık yeni baskısı yapılan bu kitapta düşünsel evrimine de dikkat çekiyor. R. İhsan Eliaçık, Devrimci İslam kitabıyla konuyla ilgilenenlerin elinden düşürmeyeceği, tartışma yaratacak, egemen siyaset anlayışını sorgulayacak bir kitaba imza atıyor.

Stokta

1 x Mülk Yazıları

Etrafınıza bakın siyasi, sosyal ve ekonomik manada yığınla “kum tepeleri” göreceksiniz. Bunlar dura dura “muhavvid” olabilir mi? Yani “mülk tepelerinde” yaşamayı ve oradan topluma bakmayı reddetmeden, bunun için aşağı inmeyi, kumlara karışmayı, “yanındaki ile eşit hale gelmeyi” savunmadan, tepelerin, yığmaların, biriktirmelerin (kenz) “zenginler arasında dönüp dolaşan bir devlet haline gelmesi” reddetmeden , böylece de toplumun birliğini, bütünlüğünü ve herkesin Allah önünde eşitliği savunmadan birlikçi/bütünlükçü (muvahhid) olunabilirmi? Bir gün “mülk tepelerinin” arasında yığılıp kalınca iş işten geşmiş olacaktır. Üstelik şehrin öbür tarafından gelen haberler yaklaşmakta olan rüzgarı (afeti, krizi, azabı, ölümü) hatırlatıp durduğu halde,,,”

Stokta

1 x Sosyal İslam

Bu dine girmek için önce tüm mülkün (bilgi, iktidar ve servet) Allah'a (halka) ait olduğunu kabul edeceksiniz yani "Lehü'l-mülk" diyeceksiniz. Bunlar üzerinde oluşturulan tüm tekelleri reddedeceksiniz. Bilginin, iktidarın ve servetin; bilginler, yöneticiler ve zenginler arasında dönüp dolanan bir tahakküm aracı olmasına karşı çıkacak, halka dağıtılmasını isteyeceksiniz. Bu; kelime-i tevhidin birinci cümlesi oluyor. Birileri bilgiyi, iktidarı ve serveti (mülkü) ele geçirip halk üzerinde bunlardan kaynaklanan bir tahakküm ve hegemonya kurmaya kalkışıyorsa onlara "La" (Hayır!) diyeceksiniz. Çünkü onlar böyle yapmakla halk üzerinde "ilahlık" taslamış oluyorlar. Demek ki "Lailahe illallah", kelime-i tevhidin ikinci cümlesi oluyor. Sonra tarih boyunca tüm peygamberlerin bu manada kendi zamanlarının sözünü söylediğini, hassaten de 7. yüzyılda Abdullah'ın oğlu Muhammed'in Allah'ın elçisi olarak insanları buna çağırdığını kabul edeceksiniz; "Muhammedun Resulullah…" Bu da kelime-i tevhidi dünyaya duyuran elçilik kurumu oluyor.

Stokta

1 x Bana Dinden Bahset

Bilge kişi ölmeden hemen önce halkını geniş bir meydanda toplar. Gerçekleri son bir kez hepsinin huzurunda dile getirir. Halkla arasında nefis bir diyalog kurulur. Halktan biri öne çıkarak bize der sevgiden söz et. Bilge anlatır, anlatır, anlatır. Bir diğeri bize aşktan, evlilikten söz et der, anlatır . Bunu alışveriş hakkında ne dersin? diyen biri izler, anlatır. Çocuklardan bahset derler, anlatır. Eğitimden bahset derler, anlatır. Çiftçilikten bahset derler, anlatır. Alın terinden, emekten ve adaletten bahset derler, anlatır. Ve daha günlük hayatın türlü sorunlarından söz etmesi istenir. Bilge hepsi hakkında hikmetli sözler söyler, anlatır, anlatır, anlatır. Konuşmasının sonuna doğru birisi Bana dinden bahset" deyince Bilge şöyle cevap verir; Bahsettim ya, dinlemedin mi?

Stokta

1 x İslam'ın Yenilikçileri 1

Eğer yenilikçi, özgürlükçü bir çığır açılacaksa bu kesinlikle İslam düşünce tarihinin derinliklerinden gelen damarların ihyasıyla mümkün olacaktır.
İşte bu çalışmam da tarihimizin derinliklerinden yükselen ve bütün ortaçağ boyunca desteksiz, himayesiz ve yalnız kalmış yenilikçi, özgürlükçü çığlıklara dikkat çekmeye çalıştım.
Çünkü yeni bin yılın yükselen İslam medeniyetinin bu çığlıkların sahici anlamda hayata geçirilmesiyle kurulacağına inanıyorum. Henüz bitirdiğimiz önceki bin yıl boyunca İslam düşüncesini genellikle "Gelenekçi" zihin yapısı yönlendirmiş, tabiri caizse hakkını kullanmıştır. Şimdi yeni bin yılda sıra "yenilikçi" zihin yapısındadır.
Zira İslam Dünyasıyla birlikte tüm insanlık Hira'dan yükselecek yeni bir tevhid, adalet ve özfürlük çığlığına muhtaçtır.

Stokta

1 x İslam'ın Yenilikçileri 2

Eğer yenilikçi, özgürlükçü bir çığır açılacaksa bu kesinlikle İslam düşünce tarihinin derinliklerinden gelen damarların ihyasıyla mümkün olacaktır. İşte bu çalışmam da tarihimizin derinliklerinden yükselen ve bütün ortaçağ boyunca desteksiz, himayesiz ve yalnız kalmış yenilikçi, özgürlükçü çığlıklara dikkat çekmeye çalıştım. Çünkü yeni bin yılın yükselen İslam medeniyetinin bu çığlıkların sahici anlamda hayata geçirilmesiyle kurulacağına inanıyorum. Henüz bitirdiğimiz önceki bin yıl boyunca İslam düşüncesini genellikle "Gelenekçi" zihin yapısı yönlendirmiş, tabiri caizse hakkını kullanmıştır. Şimdi yeni bin yılda sıra "yenilikçi" zihin yapısındadır. Zira İslam Dünyasıyla birlikte tüm insanlık Hira'dan yükselecek yeni bir tevhid, adalet ve özfürlük çığlığına muhtaçtır.

Stokta

1 x Tefsir Dersleri 1

Kur'an tefsirine ekonomi-politik, sınıfsal bir bakış açısı getiriyoruz. Dine ezilenin gözüyle bakıyor, yoksulun derdiyle Allah'ı arıyoruz. İlahi mesajı kalpsiz dünyanın kalbi ve mazlumun içliği çığlığı olarak ele alarak halkın afyonu olan dine karşı halkın vicdanı olan dini çıkarıyoruz. Buna çok ihtiyaç var zira bu çağlar boyunca neredeyse yapılmadı ve Müslümanlar asırlardır kış uykusunda. Yaptığımız Kur'an'a dışarıdan fikir enjekte etmek değil; Kur'an'da zaten var olanı açığa çıkarmaktır. Kur'an'ın ilk hayır dediği yerin Alak; 6'da zenginlikle ilgili olması, ilk anlattığı kıssanın Kalem Suresi'nde "Bahçe sahipleri" (Toprak ağaları) kıssası olması, Kur'an'ın adında bile cömertlik (Kerim) vurgusu yapması tesadüften öte bilinçli bir tercihtir.

Stokta
Kategoriler:
000